Genç Bayrak Gazetesi

‘Sağlıklı Yaşamın Sırrı Çocukluktan Başlıyor’

‘Sağlıklı Yaşamın Sırrı Çocukluktan Başlıyor’

Türk Kardiyoloji Derneği tarafından düzenlenen, 32. Uluslararası Katılımlı Türk Kardiyoloji Kongresi için Türkiye’ye gelen Tuzcu’ya, son yazısından bu güne kadar geçen sürede kardiyoloji alanında ne gibi gelişmeler olduğunu sorduk.

‘Dönüşüm şart’

– Tıbbi konularda yenilikler hız kesmeden devam ediyor. Kardiyoloji de bu alanlardan birisi. Son dönemde en heyecan verici gelişmeler neler?

Hız kesmeden kanıt biriktirdiğimiz en önemli alan yeni bir teknolojik cihaz veya ameliyat yöntemi değil. Hayat tarzımızın sağlığımız üzerine olumlu ve olumsuz yönde ne denli büyük etkisi olduğuyla ilgili kanıtlar biriktikçe birikiyor. ‘Ben 40 yaşına kadar nasıl istiyorsam yaşayayım, ne istiyorsam yiyeyim, sigara da içeyim, sonra sağlıklı yaşarım’ düşüncesinin artık
yanlış olduğunu biliyoruz. Çocukluğumuzdan itibaren sağlıklı beslenmeyi, düzenli egzersizi, ideal kiloyu korumayı, sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmayı başarırsak vücudumuzun hücrelerini kötü etkenlere maruz bırakmamış oluyoruz. Bu sadece daha uzun bir ömrün değil aynı zamanda daha sağlıklı bir hayatın sırrı olarak karşımıza çıkıyor. Ailelerin bunu anlaması çok önemlidir. Sağlıklı yaşam sadece kişisel çabayla kısa sürede bugünden yarına ulaşılabilecek bir hedef değil, sağlıklı yaşam alışkanlığı kazanmamız için kişisel olduğu kadar toplumsal bir dönüşüme de ihtiyacımız var.

‘Hareketli olunmalı’

– Toplumsal dönüşüm diyerek neyi kast ediyorsunuz?

Batı Avrupa’yla kıyaslandığında kalp hastaları ülkemizde daha sık görülüyor çünkü son 50 senede hızla değişen hayat tarzımızda belirgin bir iyiye gidiş yok. Hareketliliğimiz çok azaldı. İstesek de İstanbul’da yürüyerek bir yere gitmenin imkanı yok. Arabayla bir yere giderken de strese girmemek mümkün değil. Kapının tam önüne kadar park etmeye çalışıyoruz. Sonra da hemen asansöre biniyoruz. Sağlıklı beslenme alışkanlığımızı iyice kaybettik. Şişmanladık. Diyabet hastalarımızın sayısı hızla artıyor. Sigaramız biraz azalsa da Batı’ya göre hâlâ çok fazla. Tüm bunlar kalp damar hastalıklarının 1 numaralı ölüm nedeni olarak devam etmesini hatta artmasına yol açıyor. Batı sağlıksız hayat şartlarının önemini önceden fark etti, toplumsal dönüşümler yaptı ve yapıyor. İnsanlara sadece “Sigara içme, iyi beslen” demekle olmuyor. İnsanların sağlıklı besinlere erişimi artırılmalı, yürüyebilecekleri ve bisiklete binebilecekleri şekilde şehirler tekrar tasarlanmalı.

– Sağlıklı yaşama yönelik dönüşümü gerçekleştirince hastalıkların ne kadarından korunmuş oluyoruz?

Bulaşıcı olmayan hastalıkların neredeyse hepsinden korunmuş oluyoruz. Kalp damar hastalıkları, diyabet hastalığı, kronik akciğer hastalıkları, ve kanseri içeren bulaşıcı olmayan hastalıkların oluşumunu kolaylaştıran ortak risk faktörlerinin varlığını gösteren çok sayıda araştırma var.

Aort kapağına ameliyatsız çözüm yolda

– Hali hazırda kalp hastalığı mbulunanlar için tedavide umut veren yenilikler var mı?

Son 10 yılda kalp kapak hastalıklarının tedavisinde, özellikle aort kapağı ameliyatlarında önemli ilerlemeler kaydedildi. Önümüzdeki 3-5 seneden sonra, aort kapağı ameliyatlarının büyük çoğunluğunun ameliyatsız yapılacağını düşünüyorum. Bu alanda kazanılan başarılardan sonra diğer kapak hastalıklarında, örneğin mitral kapağın da ameliyatsız tedavisi için araştırmalar sürüyor.

– Kalp hastalıklarında en hızla artan çeşit kalp yetersizliği, ona yönelik de gelişmeler mevcut mu?

Evet, eskiden hayatını kaybeden pek çok insanı günümüzde gelişmiş tedaviler ile hayatta tutabiliyoruz. Ancak ne yazık ki artan kalp yetersizliği konusunda daha küçük adımlarla ilerleyebiliyoruz. Kök hücre, kalp nakli, kalp destek cihazları gibi etkin tedavi seçenekleri var. Ama daha geniş kitlelere büyük umut olacak kök hücre uygulamaları gibi tedavilere henüz
ulaşamadık. Yani eskiye göre daha iyiyiz ama daha kat etmemiz gereken çok yol var.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ