TCK 301 maddesine göre sanık yaptıklarımızı sanıklık sandalyesine değil, tabip sandalyesine oturtmalıyız Türk kamuoyunun gündemini iki ana konu bugün kelimenin tam anlamıyla adeta işgal etmiştir. Bunlardan biri AKP'nin kapatılması, diğeri de 301.maddedir. Yatan, kalkan, oturan herkes var mı, yok mu? Bu iki konunun üzerinde durmaktadır. Sanki diğer sorunlar ele alınmasın, Unutturulsun, tartışılmasın, diğer sorunların sıkıntıları anlatılmasın istenircesine icat edilmiş gibi. Biz her iki maddenin içinde yaşamış kişi olduk. TCK'nın 301.maddesi eski ceza kanununun 159.maddesinde yer almıştı. Bu madde Türklüğü, Cumhuriyeti, TBMM'ni, hükümetin manevi şahsiyetini, bakanlıklar, devletin askeri veya emniyet muhafaza kuvvetlerini veya adliyenin manevi şahsiyetini alenen tahkir ve tezhip edenler yahut da ülke yasalarına, Meclisin kararlarına alenen alenen sövenler cezalandırılıyordu. Bu maddenin yerini alan 301.madde, yasalara ve meclis kararlarına hakareti Bu madde içerisinden çıkarmıştır. Eski TCK 159.maddeden ülkede yargılanmayan, yazar, çizer, düşünür kalmamıştır. Desek, abartmış olmayız. Biz yıllarca 159.maddenin değişmez sanığı olmuşuzdur. Hele hele Kanunlara hakaretten,45-50 yıl önce sanık yapılmışızdır. İşçi haklarını koruyan yasaların beş lira on lira arasındaki para cezalarıyla asla korunamayacağını ve nitelikli korunamadığını bir sendika kongresinde konuşmuş, bu yasalarla, eğer birleşemezseniz haklarınız korunmaz ve böyle berbat. Bombok duruma düşersiniz, demiştik. Bize de gel bakalım sanık inal demişlerdi Hem de avukattık. Yüreğimizde ve kelamımızda yasalara hakaret yoktu. Daha sonraki yıllardan düne kadar, hele hele 12 Eylül'de hükümete, Meclise, özellikle adliyeye hakaretin adeta baş sanığı yapılmıştık. Konuşmalarımızda, adalet bakanlığı kaldırılmalıdır, adalete demokrasiyi Sokamadık sözleri bizi İzmir ve Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde bu maddeden sanık olarak çok ifade vermiştik. Hatta bize doğru ve yanlış 159 zede,159 zade denilmişti. Şimdi 159 değişti 301 oldu. Yarın 301'ler 310,350 Olacak. Yine insanlarımız, yine yazarımız, çizerimiz, düşünürümüz, yüksek Siyasetçilerimiz, odalarımızın, derneklerimiz yöneticileri ve ülkemiz halkı Yargılanmaya devam edecek ve bu sürüp gidecektir. Bu maddenin kaldırılmasını AB mi istiyor, filan fişman mı istiyor? Önemli olan o değil. Böyle bir kaldırma Türk halkının lehine mi, değil mi, ceza yasasında bu maddenin kaldırılmasıyla boşluk mu oluşur, eksiklik mi olur bunun tartışmasını daha sonraya bırakalım. Hatta gündemlerimizde bir daha yer almayacak şekilde kaldırıp atalım. Nitekim daha önceki yıllarda kominizm Propagandasıyla ilgi 141,142 maddeler, düzenimizi şeriatçı kılmaya sevk edecek. TCK.163.maddeler kaldırıldı ve üzerinden yirmi, otuz sene geçti de Türkiye'ye kominist düzen mi geldi. Türkiye'de şeriatçı düzen taht kurup Taç mı taktı. İktidara mı oturdu? Yasalarla bu işin çözülemeyeceği artık Anlaşılmalıdır. Çaresi bol sanıklar, bol mahkûmiyetler yaratmak ve mahkeme koridorlarını, tabur tabur bu sanıklarla doldurmak değildir. Ekonomik, sosyal, toplumsal, kültürel değişiklikler, yenilikler getirmeli, sosyal adaleti sağlamakla çözüme varılabilir. Bunun için 301.madde şöyle olmuş, böyle olmuş, şöyle azaltılmış, böyle çoğaltılmışyahut ip gibi uzatılmış yahut 301.madde dolayısıyla, dava açma yetkisini adalet bakanlığından alıp Cumhurbaşkanına vermek sadre şifa olmayacaktır. Cumhurbaşkanlığının görevlerini azaltmalar gündemde bulunurken yılda binlerce 301.maddeyle ilgili dosyayı Cumhurbaşkanlığı Makamına göndererek çözüm aranmamalıdır. Cumhurbaşkanlığı makamı Raportör hâkim makamının görevine giren işlerle işgal edilmemelidir. İşin gerçek çözümü bu ülkenin halkı, yazarı, çizeri, düşünürü neden meclise, neden hükümete, neden adalete, neden orduya hakaret etsin, sövsün Saysın, neden bu suçlar sürüp gidiyor. Bunun çareleri araştırılsın, bu nedenler yok edilsin. Yurttaşın ağır da olsa sözleri tahkir sınırından çıkarılsın, çözüm yolları bulunsun, ama hala devam ediyor ya o kişiler Sanık sandalyesine değil tabip san dalyesine gönderilsin..