Genç Bayrak Gazetesi

MEM’de tarım ve hayvancılık

Haydar Baki

Haydar Baki

  • 29 Ocak 2021, 05:26

 

MEM’de tarım ve hayvancılık

02.06.2020 00:00:00

Toprak, Dünyada insan yaratıldığından itibaren insanların hayatında en önemli yerini almaktadır. İnsanların hayatlarını devam ettirmek ve geçimlerini sürdürebilmek için hayatımızdaki önceliğini kıyamet kopuncaya kadar sürdürmeye devam edecektir.

Toprakla uğraşan çiftçilere devlet tarafından çeşitli destekler verilmelidir. Çiftçilerin uğraşı alanı olan tarım ve hayvancılığın toplumların sosyal hayatı ve ekonomileri üze-rinde çok yönlü etkileri vardır. Ülkeler için işsizliği önleme yani istihdam alanı meydana getirir. İnsan sağlığını ve beslenmesini sağlar. Dışarıya bağımlılığı önler.

Tarım, günümüzde gelişmiş kabul edilen ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki en önemli mücadele biçimi olmuştur. Gelişmiş olan ülkeler kalkınmakta olan ülkelerin kendilerine yetişmesine engel olabilmek, bu ülkeler üzerinde siyasi nüfuz sahibi olmak için bu ülkelerin tarıma dayalı büyümelerine engel olmaktadır.

Dünya ülkeleri bu amaçlarını ülkemiz üzerinde de uygulamaya devam etmektedirler. Tarımda çeşitli ürünlere kota getirilmiştir. Böylece AB direktifleri ile zamanla tarım çiftçisi köyünü terk etmeye mecbur bırakılmış ve şehirlere göç ettirilmiştir. Cumhuriyet döneminde ihraç ürünlerinde orta doğuda bir numara olan tarım ve hayvancılığımız günümüzde dış ülkelerden ithal edilen duruma getirilmiştir. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan köyde kalan çiftçilerimiz de borç batağında ve icralık durumdadırlar.

Dünya ülkeleri tarım alanında önemli destekleme fonları ayırmaktadırlar. AB ve ABD, tarım ürünlerinin tamamını, devlet koruması altına almıştır. Yabancı tarım ürünlerinin ülkelerine girişinde de ciddi kotaları vardır. Kendi tarım çiftçisini kalkındır maktadırlar.

Milli Devlet tezinde, tarımda kendi kendine yeter bir üretim kapasitesine ulaşmak için gerekli olan her türlü tedbirler alınmaktadır. Böylece çiftçiye, tarım yapabilme imkanı sağlanmaktadır.

Tarım ürünlerine getirilen tahditler kaldırılacaktır. Elde edilen ürünler ucuz olarak kendi halkına verilecek ve ürün fazlası, gerekirse ihtiyaç sahibi ülkelere dağıtılacaktır. Halk ucuz besin ihtiyacını karşılarken; üreticinin mağdur olmayacağı bir finansman modeli de devreye konulacaktır. İç piyasa fiyatı ve devlet destek fiyatı toplamı, üreticinin eline geçecektir. İster devlete, isterse özel sektöre satsın;bu destekleme ücretini her iki durumda da alacaktır.

Milli Ekonomi Modeli’nde, devlete ait topraklar, çiftçilere sembolik ücretler karşılığında uzun süreli olarak kiraya verilecek ve elde edilen kar çiftçiye ait olacaktır. Böylece istihdam artışı sağlanacaktır. Toprağı olmayan ya da az toprağı olan köylülere öncelik sağlanacağı için, gelir dağılımında ki adaletin sağlanması da gerçekleşecektir.

Milli Devlet’te vatandaşın vazifesi üretmek, devletin görevi de bu ürüne pazar bulmaktır. Devlet, üreticinin yetiştirdiği ürünün %50’sini en az 6 ay önceden avans olarak verecektir. Çiftçi 6 ay öncesinden aldığı bu avans ile gübresini ve tohumunu alacak ekip biçecek, vakti geldiğinde de ürününü teslim edip geri kalan parasını alacaktır.

Çiftçilere, emeklilik desteği ve doğal afetlere karşı sigorta desteği sağlanacaktır. Mazot, elektrik, gübre ve tohum 5 yıl bedava olacaktır.

Bugün, AB uyum yasaları adı altında çıkarılan yasalar ile ülkemizde tarım ve hayvancılık bitirilmiştir. Tarım ürünlerini ve hayvanları ithal etmekteyiz.

Özelleştirme kapsamında devlete ait olan yem sanayi, Türkiye Süt Endüstrisi, Et ve Balık Kurumu özelleştirilerek küçük ve orta boy çiftçiler olmak üzere üreticiler sahipsiz bırakılmıştır.

Gelinen noktada, ülkemiz et ve süt ürünleri üretiminde hammadde bulmakta sıkıntı çekmektedir. Bu durum, et ve süt sektöründe fiyatların diğer ülkelere göre yükselmesine ve kişi başına düşen et ve süt tüketiminin azalmasına neden olmaktadır. Bu kadar kıymetli arazileri, otlakları, meraları olan ülkemiz, artık Bulgaristan’dan saman, Sırbistan’dan, Fransa’dan ve daha birçok ülkeden kırmızı et ithal eder hale gelmiştir.

Milletler açısından bakıldığında bugün ve gelecekte önemini yitirmeyecek konuların başında, nesillerin yeterli ve dengeli beslenmesi gelmektedir. Yeterli gıda ve ürünlerin olmaması açlık tehlikesini oluşturacaktır.

Sosyal Devlet anlayışında diğer kaynaklarda olduğu gibi, hayvancılık sektörüne de stratejik önemini dikkate alarak sahip çıkmaktadır. Bu bağlamda dışa bağımlı hayvancılık anlayışı yerine, dışa bağımlı olmadan tekrar ayağa kaldırmak anlayışı uygulanmalıdır. Bunun için tam bir devlet desteği ve milli politika şarttır.

Milli Ekonomi Modeli’nde; hayvancılıkla uğraşanlara faizsiz kredi desteği verilecektir. Böylelikle başta küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere, üreticilerin büyümesi, hayvan sayısının artmasına imkan tanınacaktır. Böylelikle, et ve süt ürünleri ucuzlayacaktır. Üreticiye yem desteği sağlanarak maliyetin aşağı düşmesi sağlanacaktır. Hayvancılıkta piyasa fiyatı üzerine destekleme fiyatı ile hem üretici kazanacak, ucuz et imkanı tüketiciye sunularak tüketici de mağdur edilmeyecektir.

Milli Devlet Modeli’nde, tarım ve et ithalinde gümrük vergileriyle yerli üretici korunacaktır. İç piyasa fiyatlarının altında piyasaya et girmesine müsaade edilmeyecektir.

Milli Ekonomi Modeli’ni, başta 4 milyar nüfusa sahip BRICS ülkeleri ve diğer ülkeler uygulayıp ekonomik durumlarını her geçen gün büyütürken biz halen neyi bekliyoruz.

(Kaynak: Prof. Dr. Haydar Baş, Milli Ekonomi Modeli-Sosyal Devlet Milli Devlet).

 

“Haydar Baki adlı yazarın, bu sitede yayınlanan tüm köşe yazıları sadece yazarı ve yazıyı yazmış olduğu kurumu bağlamaktadır”

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ