Genç Bayrak Gazetesi

Merkez Bankası kripto paraların ödemede kullanılmasını yasakladı, şimdi gözler Maliye’de

Erdoğan Sağlam

Erdoğan Sağlam

  • 20 Nisan 2021, 06:04

Maliye’nin gerekli yasal alt yapıyı sağlayarak kripto paralardan elde edilen kazançları, değer artış kazancı olarak vergiye tabi tutacağını tahmin ediyorum

Uygulamada “kripto para” olarak adlandırılan bitcoin ve benzeri varlıklar, niteliği ve kripto paralardan elde edilen gelirin vergilendirilmesi gerekip gerekmediği yönünden tüm dünyada yoğun olarak tartışılıyor.

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre “varlık” sözcüğünün birden çok karşılığı var. Bizim konumuza uyan karşılık “para, mal, mülk, zenginlik, variyet” olarak belirtiliyor.

Vikipedi’ye göre kripto para (veya kripto varlık), işlemleri güvenceye almak için kriptografi yani şifreleme kullanan, çalışma şekli nakde alternatif bir değişim aracı olarak tasarlanmış bir dijital varlık, bir sanal unsur. Kripto paralar bir nevi dijital döviz, alternatif döviz ve sanal döviz. Kripto varlıklar, merkezi elektronik para ve merkezi bankacılık sistemlerinin aksine tümüyle merkeziyetsizler. Her bir kripto para biriminin merkeziyetsizliği, umumi işlem veri tabanı olan dağıtık muhasebe defteri (ledger) olarak işlev gören bir blok zincirinden (Blockchain) kaynaklanıyor.

Özellikle genç yatırımcıların, bir yatırım aracı olarak kripto paralara yoğun ilgi gösterdiği söyleniyor.

Ülkemizde bugünlerde kripto paralarla ilgili gündem bir hayli yoğun.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan 1 Mart’ta yapılan yazılı açıklamada, “Kripto paralarla ilgili dünya genelinde oluşan kaygıları biz de paylaşıyoruz. Konuya ilişkin gelişmeler ve ülkemizdeki durum, Bakanlığımız tarafından yakından takip edilmektedir. Bu çerçevede Bakan Yardımcımız başkanlığında; Merkez Bankası, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu ve ilgili diğer kurumlarla işbirliği halinde çalışmalar yürütülmektedir” denilmişti.

Sonra Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca, Türkiye’de faaliyet gösteren kripto para borsalarına bir tebligat gönderilerek TC kimlik numarası, unvan, kayıt zamanı ve cüzdandaki tutarın TL cinsinden değeri gibi kullanıcı bilgileri istenmişti. Bu girişim sektörde kripto paralara vergi getirileceği şeklinde değerlendirilmişti.

Daha önce de vefat eden bir kişinin sahip olduğu bitcoinler üzerinden veraset ve intikal vergisi ödenip ödenmeyeceği tartışmasına bir özelge ile son verilmişti. Özelgeye buradan ulaşabilirsiniz. Bu konunun neden tartışıldığını anlamıyorum. Çünkü kripto paralar mademki bir varlık veya yatırım aracı, tartışmasız bir şekilde, intikal eden mirasın bir unsuru olarak veraset ve intikal vergisine tabi olacaktır. Burada tartışılabilecek tek konunun, miras kalan kripto paranın değerinin tespiti olabileceğini düşünüyorum.

Bu tartışmalar yaşanırken Türkiye’de ilk defa bir kripto paraya haciz uygulandığı haberleri basına düşmüştü. Sahip olunan bir varlık olan kripto paraların özel bir hükme gerek duyulmaksızın mevcut genel hükümler çerçevesinde haczedilebilmesi pekâlâ mümkün. Niye şaşırılıyor, basında neden flaş haber olarak geçiliyor, anlayamıyorum.

Sanıyorum kripto para yatırımcıları bu yatırım aracının dokunulmazlığına inandırılmışlar veya inanmışlar. Sanki bu varlıklar hiçbir zaman ve hiçbir şekilde vergiye tabi tutulamaz, haczi de mümkün olamaz!

Nitekim Merkez Bankası’nın birkaç gün önce yayımladığı yönetmelikle kripto paraların ödemede kullanılmasını yasaklaması (tabirimi maruz görün lütfen “bunlara dokunması“) da şaşkınlığa yol açtı.

Kabul etmek gerekir, Merkez Bankası çok sert bir müdahalede bulundu. Özellikle birçok devletin kripto paraları tanıması, hatta kendi dijital paralarını piyasaya sürmeyi planladığı bir dönemde bu şekilde bir düzenleme getirilmesi olumsuz karşılandı.

Ancak öncelikle belirtmek gerekir ki, Merkez Bankası bu düzenleme ile kripto paraların alım – satımına yasak getirmedi. 30 Nisan’da yürürlüğe girecek bu düzenlemesiyle Merkez Bankası, kripto paraların Türkiye’de ödeme aracı olarak kullanılmasını yasakladı. Buna göre kripto paraların ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılmasına yönelik hizmet sunulamayacak.

Ödeme hizmeti sağlayıcıları[1], ödeme hizmetlerinin sunulmasında ve elektronik para ihracında kripto varlıkların doğrudan veya dolaylı olarak kullanılacağı bir şekilde iş modelleri geliştiremeyecek, bu tür iş modellerine ilişkin herhangi bir hizmet sunamayacak.

Ödeme ve elektronik para kuruluşları[2], kripto varlıklara ilişkin alım satım, saklama, transfer veya ihraç hizmeti sunan platformlara veya bu platformlardan yapılacak fon aktarımlarına aracılık edemeyecek.

6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’un 21 inci maddesine göre, 5411 sayılı kanun kapsamındaki bankalar, ödeme kuruluşu ve elektronik para kuruluşu ile Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi’nin bu kanun kapsamındaki denetimleri Merkez Bankası tarafından yapılıyor.

Bu nedenle düzenlemeye uyulmaması halinde uygulanacak çok ciddi yaptırımlar bulunuyor.

6493 sayılı kanuna göre yaptırımlar, idari para cezası (6493 sayılı kanun m. 27) ya da adli cezalar (6493 sayılı kanun m. 28-36) şeklinde olabiliyor.

Yönetmelik bir başka açıdan da önem taşıyor. Kripto paralar ilk kez bir mevzuatta tanımlanmış bulunuyor.

Bu yönetmelik uygulamasında kripto varlık, dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak sanal olarak oluşturulup dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan, ancak itibari para, kaydi para, elektronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmeyen gayri maddi varlıkları ifade ediyor.

Bu tanımın sadece Merkez Bankası tarafından şekillendirilmiş olduğunu sanmıyorum, çünkü belli bir süredir Hazine ve Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu ve ilgili diğer kurumlar işbirliği içinde bu konuyla ilgili çalışmaları yürütmekteydi.

Doğal olarak bu düzenlemenin vergisel sonuçları olacaktır. Şimdi gözler Maliye’ye çevrildi.

Bu düzenlemeden önce kripto paranın niteliğinin Türk vergi mevzuatında belli olmadığı gerekçesiyle vergiye tabi tutulamayacağı görüşü hakimdi. Çünkü bu varlıkların para, döviz, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı, kıymetli maden, kıymetli evrak, hak veya gayri maddi varlık olup olmadığı belli değildi. Ticari faaliyet şartları oluşmadığı sürece bu varlıklardan elde edilen kazançların gelir vergisine tabi olmayacağı düşünülüyordu.

Yönetmelikle artık bu husus netleştirilmiş oldu, yani kripto paralar “gayri maddi varlık” olarak değerlendirilecek.

Peki, ‘gayri maddi varlık‘tan ne anlaşılmalıdır?

Vergi mevzuatımızda bu kavram yerine “gayri maddi hak” kavramı kullanılıyor. Vergi anlaşmalarında da bu kavramın kullanıldığını görüyoruz.

Gayri maddi haklar; sinema filmleri, radyo-televizyon yayınlarında kullanılan filmler ve bantlar dahil olmak üzere edebi, artistik, bilimsel her nevi telif hakkının veya her nevi patentin, alameti farikanın, desen veya modelin, planın, gizli formül veya üretim yönteminin veya sınai, ticari, bilimsel tecrübeye dayalı bilgi birikiminin kullanma imtiyazı, kullanma hakkı veya satışı ile sınai, ticari, bilimsel teçhizatın kullanma imtiyazı veya kullanma hakkını ifade ediyor. Başka bir ifadeyle, gayri maddi haklar patent, ticari marka, ticari unvan, tasarım ya da model gibi sınaî varlıkların kullanım hakkı ile edebi, sanatsal eserlerin mülkiyet hakları ile ticari bilgi birikimi (know how) ve ticari sırlar gibi fikri hakları kapsıyor.

Gayri maddi varlık kavramı Transfer Fiyatlandırması düzenleme ve rehberlerinde kullanılan bir kavram ve özü itibariyle gayri maddi hakka karşılık geldiğini söyleyebiliriz.

Şimdi bu varlıkların satışından doğan kazançların “değer artış kazançları” kapsamında vergilendirilip vergilendirilemeyeceğini irdeleyelim.

Gelir Vergisi Kanunumuzda değer artış kazançları mükerrer 80. maddede düzenlenmiş bulunuyor. Bu maddeye göre, bu Kanunun 70. maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde yazılı hakların (ihtira beratları hariç) elden çıkarılmasından doğan kazançlar “değer artış kazancı” olarak yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilerek vergilendiriliyor. (Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlananlar hariç, değer artış kazançları tutarının belli bir kısmı -2021 yılı için 19.000 TL’si- vergiden istisna edilmiş durumda).

Peki, kripto paralar Gelir Vergisi Kanunu’nun 70. maddesinde yer alıyor mu?

Söz konusu maddede ihtira beratı dışında şu haklar sayılıyor:

Arama, işletme ve imtiyaz hakları ve ruhsatları, alameti farika, marka, ticaret unvanı, her türlü teknik resim, desen, model, plan ile sinema ve televizyon filmleri, ses ve görüntü bantları, sanayi ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi haklar 

Kripto paralar bu maddede açıkça sayılmadığı için “gibi” edatı ile bu haklara benzeyen bir hak olarak bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği söylenebilir. Ancak bu yaklaşım tartışmaya açıktır. Maliye eğer kripto paralardan elde edilen kazançları bu kapsamda, yani değer artış kazancı olarak vergilendirmek istiyorsa, kanun değişikliği yoluyla maddeye kripto paraların açıkça dahil edilmesini sağlamalıdır. Bunun tebliğ veya sirküler yoluyla yapılması mümkün değildir. Aksi bir uygulama birçok tartışmaya ve ihtilafa sebebiyet verir.

Kripto paraların elden çıkarılmasından önce değer artışlarının vergilendirilmesi ise düşünülmemelidir.

Netice itibariyle, Maliye’nin gerekli yasal alt yapıyı sağlayarak kripto paralardan elde edilen kazançları, değer artış kazancı olarak vergiye tabi tutacağını tahmin ediyorum.

Bu şekilde yeni düzenleme yapılarak vergi konusu netleştirilir ise, geçmiş kazançların vergilendirilmesi de söz konusu olmaz. Böylece bir tartışma daha sona erer.


[1] 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’un 13 üncü maddesi uyarınca; 5411 sayılı Kanun kapsamındaki bankalar, elektronik para kuruluşları, ödeme kuruluşları ve Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi ödeme hizmeti sağlayıcısıdır. Banka ve ödeme hizmeti sağlayıcısı dışındaki kişiler ödeme hizmeti sunamazlar.

[2] 6493 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre ödeme kuruluşu, ödeme hizmeti sağlamak ve gerçekleştirmek için bu Kanun kapsamında yetkilendirilmiş tüzel kişiyi; elektronik para kuruluşu ise yine bu Kanun kapsamında elektronik para ihraç etme yetkisi verilen tüzel kişiyi ifade eder. Ödeme hizmeti anılan Kanunun 12 nci maddesinde düzenlenmiştir.

 

“Erdoğan Sağlam adlı yazarın, bu sitede yayınlanan tüm köşe yazıları sadece yazarı ve yazıyı yazmış olduğu kurumu bağlamaktadır”

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ